BİR EŞCİNSELLİK-LGBT ELEŞTİRİSİ

Lizbonda bir nargile kafede iki Türkle karşılaşıyoruz ve uzun uzun sohbet ediyoruz. Birisinde hilali bıyık, diğerinde ise hacı sakalı var. Birisi Orta Anadoludan gelmiş, diğeri ise Doğu Anadoluda bir ilimizden Avrupa’ya göçmüşler. Şiveli bir Türkçe konuşuyorlar. Sohbetleri keyifli, sıcak insanlar. Evli misiniz diye sorduğumda birisi biraz utangaçken diğeri direk biz ikimiz de gayiz diyor. Portekizde Portekizli, Brezilyalı, ya da başka milletlerden gay görmeye çok alıştık ama Türk gay olur mu? Bal gibi de oluyor. Dünyada popülerleşmiş gaylik, lezbiyenlik ve diğer türden eşcinsellikler Türkiyede de günden güne daha çok varlar. Bu yazıyı eşcinselleri yargılamak, kınamak ya da şeytanlaştırmak için yazmıyorum. Ancak diğer taraftan da eşcinselliği normal, olağan ya da kabul edilebilir de görmediğimi belirtmek isterim. Günümüzde İslam dini ile ilgili de tartışmalar çıktığı için eşcinsellikle ilgili 15 yıllık Avrupa izlenimlerimi yazmayı bir borç bilerek bu yazıyı kaleme almak istedim.

Eşcinsellik konusu çok karmaşık bir konu. Eşcinsellerle ya da eşcinselliği savunan Avrupalılarla bugüne kadar onlarca kez fikri tartışmalara girdik ve bir sonuca varamayan bu konuşmalar genellikle belirli başlı duraklardan geçiyor. Bu duraklara gelin hep beraber uğrayalım.

1.Tanım

Eşcinselliğin tanımını doğru düzgün yapmadığımız takdirde eşcinsellikle ilgili bir politika üretilemez. Yabancı dildeki sözlüklerde eşcinsel yani homoseksüel, kendi cinsinde olan kişilere cinsel ilgi duyan kişi olarak tanımlanıyor. Ancak bazı Türkçe sözlüklerde ise kendi cinsinden kişi ile cinsel birliktelik yaşayan kişiye eşcinsel denmiş. (Kubbe altı Sözlük) Bu yazıda kullandığım eşcinsel kelimesi ikinci tanımı kapsamaktadır. Nitekim bana göre birincisi ile ikincisi farklı durumlardır. Tıpkı birisini öldürmeyi arzulayıp eyleme geçirmeyen kişiye katil diyemezsek, kendi cinsindeki kişilere arzu duyup eyleme geçmemiş kişilere de eşcinsel diyemeyiz. Eğer ona eşcinsel diyecek olursak bu durumda eyleme geçirmiş olanlara başka bir isim bulunmalı. Yoksa bu konuyu anlayamayız.

2.Eşcinsellik Fıtri midir?

Eşcinsellerin ya da eşcinselliği savunanların en temel ön kabulü, bunun fıtri olmasıdır. Yani doğuştan insanların böyle yaratıldığı ve başka seçenekleri olmadığıdır. Halbuki bu büyük bir yanılgıdır. Çünkü eşcinsellerle konuştuğunuzda çoğunun zaman zaman heteroseksüelliğe döndüğünü, ya da geri eşcinselliğe döndüklerini yani aralarında geçişkenlik olduğunu görmekteyiz. Dolayısı ile eşcinsellik fıtri değil, tercihle ilgili bir meseledir. Yani 35 yaşına kadar heteroseksüel yaşamış birisi eşcinsel olmayı tercih edebilir ve artık eşcinsel olarak hayatına devam edebilir. Eğer fıtri ise bu kişinin 35 sene boyunca bunu fark etmiş olması gerekirdi.

Eşcinselliğin fıtri olduğu ön kabulünü benimsemiş kişiler çocuklarını da karakterlerine göre eşcinsel saymakta veya öyle görmeye çalışmakta, bu durum batıda birçok çocuk üzerinde istismar ve mağduriyetlere yol açmakta birçok çocukta kişilik bozukluğu oluşmasına yol açmaktadır. Çocuk eşcinsel diye bir şey olamaz. Bu konu batı toplumlarında dahi büyük tartışmalara yol açmaktadır. Ve bilim adamları da çocuk eşcinsel diye birşeyin olamayacağını savunmaktadır. Nitekim çocuk dediğimiz varlık cinsel düşüncelerden uzak masum bireylerdir. Cinsellik düşüncesi bulunmayan, yaşıtlarının tamamını kardeşi gibi gören bir beyin nasıl eşcinsel olabilir? Günümüzde bazı sıkı eşcinsellik savunucuları ideolojilerini meşrulaştırmak için çocukluk döneminde de eşcinsel olduklarını ama gizlediklerini uydurmaktadırlar.

Burada hariç tuttuğumuz bir kitle var. Onlar da doğuştan fizyolojik nedenlerle çift cinsiyetli doğan, zaman içerisinde vücutta bir cinsiyetin baskın çıktığı kişiler. Bunlar tıbbi olarak mazeretli transseksüellerdir. Ve sayıları oldukça azdır.

3.Eşcinsellik hep var mıydı?

Yine bu konuda ikinci büyük ön kabül tarih boyunca sürekli insanların eşcinsel oldukları ama bunu toplum baskısı ile gizledikleridir. Bunun da doğru olmadığını biliyoruz. Çünkü eşcinsellik oranları her toplumda eşit değildir. Kimi toplumlarda daha çok eşcinsel vardır, kimi toplumda daha az eşcinsel vardır. Eğer eşcinsellik fıtri olsaydı ve tüm zamanlarda olsaydı dünyanın farklı yerlerinde her zaman aynı oranlarda eşcinsel görürdük. Demek ki eşcinselliği oluşturan birçok dışsal etmen vardır. Aynı günümüzde olduğu gibi de tarihte de toplumun özelliğine göre eşcinselliğin arttığı ve azaldığı dönemler ve toplumlar ortaya çıkmıştır. Hiç görülmediği toplumlar da vardır.

Eşcinselliğin savunucularının sık başvurduğu bir manipülasyon yöntemi tarihten eşcinsel yaratmaya çalışmaktır. Örneğin Fernando Pessoa isimli yazar ve şairin biyografisini yazmış olan Richard Zenith, Portekizli yazarla ilgili eşcinseldir ancak eyleme geçmemiştir demektedir. Bu durum yukarıda belirtildiği üzere tanıma aykırıdır. Yani bir kişi eşcinsel ilişki yaşamadı ise ona eşcinsel diyemeyiz. Ona belki erkeklerle takılmaktan hoşlanan birisi denebilir. Kadınlarla cinsel birliktelik yaşamamış birisi denebilir. Aseksüel denebilir. Ama bu durum onu eşcinsel yapmaz. Bu tip durumlar genelde günümüzün gözlükleri ile tarihi okumaya çalışmaktan kaynaklanmaktadır. Bu konuda meşhur manipülasyonlardan birisi de tasavvuftaki mürid ve şeyh arasındaki aşkı eşcinsellikle benzetme üzerinden yapılan çarpıtmadır. Bu durumda sık kullanılan oryantalist bir bakış açısının ürünüdür. Nitekim bir şeyh ile müridi arasındaki manevi aşkın cinsellikle uzaktan yakından hiçbir ilişkisi olamaz. Bu derinliği anlayamayan batılılar olaylara eşcinsellik gömleği giydirmeye kalkışmışlardır.

4.Eşcinsellik neden olur?

Eşcinsel eğilimlerin neden çıktığı konusu çok tartışmalı konulardan birisidir. Ama ben bu konu tüm konular arasında en kolay anlaşılabileni olduğunu düşünüyorum. Bunu bir örnek üzerinden açıklamaya çalışacağım. Ben bukalemun hobisi ile ilgilenen bir insanım. Bir süre bukalemun besledikten sonra, diğer sürüngenleri de öğrendim ve onlara da ilgi duymaya başladım. Zaman içerisinde, iguana, sakallı ejder, brezilya sarı başlı kurbağası, gecko gibi birçok farklı sürüngen de besledim. Eşcinsellik de aynı bunun gibi cinsellik konusunda ilerleyen insanların zaman içerisinde farklı şeyleri de denemek istemesinden kaynaklanmaktadır. Bunun en büyük ispatı, cinselliğin artık sıradanlaştığı, insanların gün aşırı başka insanlarla rahat şekilde cinsel ilişki yaşamaya başladıkları toplumlarda eşcinsellik oranlarının yükselmiş olmasıdır. Cinselliğe ilginin az olduğu toplumlarda doğal olarak eşcinsel oranları da daha düşüktür. Tabiki bu durumun eşcinselliğe iten tek neden olduğunu savunamayız. Başka kişilik bozukları, psikolojik travmalar, çocukluk dönemi gibi başkaca faktörler de kişileri eşcinselliğe itebilmektedir ancak en temel nedeni aşırı cinselliktir.

Çocukluk döneminde erkek bir çocuğun sadece kadınlarla muhatap olması onun maskülen özelliklerinin baskın olmamasına neden olabilir. Ancak bu tek başına gayliğe neden olabilir diyemeyiz.

Eşcinsellerin ortak özelliklerinden birisi aseksüel olmamalarıdır. Yani cinsellikle ilgilenmeyen bir eşcinsel yoktur. Tam aksine eşcinsellerin çoğunda cinselliğe karşı aşırı ilgi vardır. Hatta çoğu eşcinsel birey kendisini cinsel eğilimi olmadan tanımlayamamaktadır. Öncelikle kendisini cinsel eğilimi üzerinden tanımlamaktadır. Bu durum eşcinselliğin temel nedeninin cinselliğe aşırı kafa yormak olduğunu göstermektedir. Yani bir kişi akşam kiminle birlikte olduysa oldu bunu ben niye bilmek zorundayım? Niye kendini bununla tanıtıyorsun? Bu eşcinsellikle ilgili bana en saçma gelen konulardan birisidir.

Eşcinsellerin bir çoğunda bir obsesyon, kafayı takmışlık durumu vardır. Avrupada geçirdiğim on yılı aşkın sürede defalarca kez gay eşcinsellerin cinsel tacizine maruz kaldığımı biliyorum. Bu kişiler cinsellikten başka bir şey düşünememekte, insanlarla insan oldukları için sıradan ilişki kuramamaktadırlar. Özellikle sizi beğenirlerse rahatsız olduğunuzu anlamalarına rağmen eşcinsel ilişki teklifi konusunda taciz sınırlarını aşan şekilde tekliflerde bulunmaktadırlar ve özellikle de reddedildiklerinde hırçınlaşmaktadırlar. Bu durum tacizci bir erkeğin bir kadını taciz etmesiyle aynı şeydir. Kadınlara taciz konusunda hassas davranan çevreler, erkeklere yapılan gay tacizi konusunda LGBT lobilerinden korktukları için seslerini çıkartamamaktadırlar. Tacizi gündeme getiren kişi hemen homofobik olarak yaftalanmaktadır. Bunun örnekleri günden güne çoğalmaya başlamaktadır.

5.Eşcinsel olmak özgür olmalı mıdır?

Eşcinsellik İslam dinine göre haramdır ve iğrenç bir fiildir. Eğer bir kişi Müslüman değilse veya bu fiili islam gibi yasak ve kötü kabul eden bir inanç sistemine tabi değilse,  eşcinsel olması da tıpkı alkol içmesi gibi kişisel bir tercihtir. Fiili işleyen kişiyi bağlar. Bir kişi Müslüman değilse ve islamın kurallarına inanmıyor ve uymuyorsa o kişinin eşcinsel olmaması için geçerli bir neden öne süremeyiz. Eşcinsellik kişisel özgürlüktür.

Ancak eşcinsellik aile yapısını bozduğu, doğurganlığı azalttığı, psikolojik yıkımlara sebep olması nedeniyle toplumlar için zararlı bir fiildir. İşte bu yüzden bana göre tıpkı uyuşturucu ve alkolizmin topluma verdiği zararların ispatlanmış olması nedeniyle birçok ülkede propagandasının yasak olması gibi, eşcinselliğin de propagandasının yapılması, bunu yaygınlaştırmak ya da normalleştirmek için dernekler kurmak, eylemler, onur yürüyüşü gibi etkinlikler yapmak özgür olmamalıdır. Öbür taraftan eşcinsellere karşı toplumun baskı kurması, şiddet uygulaması, ya da müdahaleci olması özel hayata müdahale etmek anlamına gelir ve zorbalıktır. Özel hayat çizgisinde kalan eşcinselliğe müdahele edilmemelidir. Özel hayatın dışına taşan eşcinselliğe kamu yararını gözetmek için müdahele edilmelidir.

Eşcinselliğin fiilen yasak olması uygulanabilir değildir. Nitekim kapalı kapılar ardında herkes kendi mahremini yaşayabilir. Zaten eşcinselliğin kalması gereken zemin de odur. Kapalı kapılar ardında kim ne yapıyorsa yapar. Ancak sorun eşcinselliğin topluma kapitalist amaçlarla aşılanma ve dayatılması bağlamında çıkmaktadır.

6. Müslüman bir kişi eşcinsel olabilir mi?

Velev ki Müslümanlar da tıpkı diğer insanlar gibi içlerinden kendi cinslerine karşı şehvi ilgi duyma durumuna düştü diyelim. O halde bu durum aynı bir kişinin yengesine ya da evli başka bir kadına aşık olması durumuna benzer. İmkan dahilindedir, örnekleri vardır. Bu durumda bu müslüman ne yapmalıdır? Yapacağı şey çok açıktır. Nefsine hakim olup, tövbe ve istiğfarda bulunmalı ve bu halden Allah’a sığınmalıdır. Sabretmelidir, ve içinden gelen bu arzuyu fiiliyata dönüştürmemeli geçmesi için dua etmelidir.

 İslam düşüncesi eşcinsellik fikriyle taban tabana zıt bir düşüncedir. Kuranı kerimde açıkça lanetlenmiş olmasını bile bir kenara koyacak olursak eşcinsellikte nefsin arzularına teslim olma durumu vardır. Eşcinsellere neden eşcinselsin diye sorduğumuzda, bu benim içimden geliyor. Ne yapıyım, sahte mi davranıyım demektedirler.

Ancak islami bakış açısına göre nefsin insanı yanlışa düşüren birçok isteği de olabilir. Müslümanlar içlerinden gelen istekleri, akıl, şeriat, haram helal süzgecinden geçirerek uygulamaya koyarlar. Örnek vermek gerekirse Ramazan ayında oruç tutmaktayız. Oruçlu bir insanın canı yemek yemek istemektir. Ancak Müslüman bir kişi, içinden yemek yemek gelse de kendisini frenleyerek iftar saatini beklemektedir. Eşcinsel birisi ise, kendi mantığıyla hareket ederse, yani içinden her gelen şeyin meşru olduğunu kabul ederse, içimden yemek geliyor, öyleyse neden yemeyeyim diyecektir. İslam dininde insan kendi vücudunda mutlak hak sahibi değildir. Hak sahibi olan Allahtır ve insan kendi vücudunu dahi ancak Allahın izin verdiği ölçüde kullanabilir.

İslamda domuz eti yemek neden haramsa eşcinsellik de aynı nedenden ötürü haramdır. Yani Allah öyle dediği için haramdır. Ben eminim ki domuz eti de güzel pişirildiği takdirde çok lezzetli bir ettir. Ancak ne kadar lezzetli pişirilirse pişirilsin Müslüman birisine göre yine de helal haram olma durumu değişmez. Dünyada bu kadar eşcinsel olduğuna göre eşcinsellik de eminim bu tercihi yapmış kişiler için zevkli bir deneyim olmalıdır. Zaten bu insanların eğiliminin temel nedeni bu işten aldıkları zevktir. Ancak islamda zevkler arasında bir tasnif söz konusudur. Meşru zevkler ve meşru olmayan zevkler ayrılmıştır.

Eşcinselliğin kabullenme evresi vardır. Eşcinselliği kabullenmiş birisi islami açıdan bakıldığında kabullenmemiş ama yine de eşcinsel olan bir kişiye göre bir adım daha kötü durumdadır. Nitekim eşcinsel olan kişi yaptığı işin kötü olduğunu bilip, yine de kendini tutamadan yapıyorsa halen kendisine bir açık kapı bırakmaktadır. Ancak eşcinsel olup bunu da kabullenmiş bir kişi, burada haram olan bir fiili helal olarak görmeye başladığı için dinden de çıkmış olur. Nitekim Allah insanı iki cinsiyetten yaratmıştır. Kendisine verilenin dışında bir cinsiyeti seçmiş olmak Allahın takdirine karşı gelmek olmuş olur ve şirktir.

Özetle islam ve eşcinsellik bir kişide bir araya gelemeyecek iki farklı düşünce biçimidir. Müslüman eşcinsel olamaz, eşcinsel kişi de Müslüman olamaz. Dili ile oldum dese bile islami düsturları uygulayamaz.

7. Ailesinde ve arkadaş çevresinde eşcinsel olan birisi ne yapmalıdır?

Yukarıda anlattığım nedenlerden ötürü ailesinde ya da yakın çevresinde eşcinsel kişiler tanıyan kişiler bu durumun dini gerekçelerini ona anlatmalıdır. Ancak kişi dine inanmıyorsa o kişinin cinsel yönelimine karışılamaz. Yapılabilecek tek şey, onun bu durumun propagandasını yapmasının engellenmesidir. Tıpkı uyuşturucu kullanan bir kişinin bunu çocuklara ya da zaafiyeti olan kişilere bulaştırmasını engellerken yapılan gibi önlemler alınmalıdır. Ancak insanları Allah hür irade vermiştir. Bu hür iradeye karışmak zorbalıktır. Kafirun suresinde açıkça senin dinin sana benim dinim bana demektedir.

8.Eşcinsellik Çeşitlilik-Zenginlik-Farklılık mıdır?

Eşcinseller yönelimlerinin sembolü olarak gökkuşağının renklerini sergileyen bir bayrak kullanmaktadırlar. Ancak eşcinsellik felsefi açıdan çeşitliliği değil tekilliği barındıran bir düşünce şeklidir. Bu ne demek? İster gay olsun, ister lezbiyen olsun ister biseksüel olsun bu insanlar takıntılı şekilde beyinlerinin sürekli aynı yerini kullanmaktadırlar. Eşcinsellik insanları tam tersine çeşitlendirmez belirli konularda tek tipleştirir ve düşünce dünyasını belirli dar cinsellik düzlemine hapseder. Oradan çıkmasına engel olur. Çeşitlik gibi görünen şey aslında, cephesi farklı içi aynı binalardan oluşan tekdüze bir şehir gibidir. Eşcinseller fotokopi makinesinden çıkmış gibi birbirinin aynısı olan bireylerdir. Aralarında çeşitlilik yoktur.

9.Eşcinsellik dayatması

Eşcinsellik maiyeti ne olursa olsun özellikle batı dünyasında bir dayatma ve zorbalık halini almıştır. Eşcinsellikten hazzetmeyen insanlar şeytanlaştırılmakta ve medya aracılığı ile baskı altına alınmaktadır. Eğer ki eşcinsellik bir hürriyetse eşcinsellikten hazzetmemek de anı şekilde hürriyettir. Ancak eşcinseller bunun bir ayrımcılık olduğu argümanını öne sürmektedirler. Bir insan karşısındaki insana sadece eşcinsel olduğu için kötü davranırsa bu bir ayrımcılıktır. Ancak günümüzde birçok batı ülkesinde manzara bu değil tam tersidir. Eşcinseller eşcinselliği kabul etmeyen insanlara bu düşünceleri nedeniyle kötü davranmaktadır. Dolayısı ile eşcinselliği kabul etmemek bir ayrımcılığa uğrama nedenine dönüşmüştür.

Eşcinsellikten hazzetmediğini söylemek birçok ülkede suç sayılırken, bunu kamu oyunda ifade eden kişiler linç edilmekte ve dışlanmaktadır.

Önceleri eşcinsel onur günü olarak kutlanan bir gün vardı. Bunu zaman içerisinde eşcinsellik onur ayına çıkardılar. Abartılı kutlamalar, törenler, yürüyüşler yapılır oldu. Bir insanın özel hayatındaki bir konu ile ilgili neden yürüyüş yapılsın ki? Yani bir kişi kendi mahreminde kendi tercih ettiği bir kişi ile sevişiyor diye toplumu neden geriyoruz? Bunca tantananın nedeni nedir? Bence bu gelecekte yeni kuşakların bizimle dalga geçeceği bir konu olacaktır.

10.Eşcinsellik ve Kapitalizm

Kapitalizm eşcinselliği iki yönden kullanmaktadır. Bunlardan birincisi eşcinsel turizmidir. Batıda eşcinselliğin artması nedeniyle birçok ülke bu pazardan pay kapmak için LGBT dostu görünmeye çalışmaktadır. LGBT lobileri rüşvetler vererek parlamentolardan yasalar geçirmektedir. Bir izlediğim sunumda anlatılana göre, evlenen insanlar evli olmayanlara göre daha çok gezmekte, tatil yapmakta, para harcamakta, örneğin parfüm satın almaktadır. Çünkü çocuğun eğitimine bakımına harcayacağı masraflar yoktur. Bu nedenle bir takım sektörlerdeki lobiler insanların evlenmesini engelleyecek bu tarz fikir akımlarını kapitalist kaygılarla bilinçli olarak yaymaktadırlar. Bu iş için ciddi fon ayırmaktadırlar.

İkinci daha önemli bir konu ise, eşcinselliğin diğer ayrımcılıklarla ilgili alınması gereken önlemlere maske olarak kullanılmasıdır. Yani örnek vermek gerekirse ben Portekizde teleperformance isimli bir şirkette çalışıyordum. Bu şirkette birçok farklı milletten insan çalışıyor. Ve şirket özellikle bangır bangır çeşitliliğe saygı duyuyoruz diye bağırıyor. Peki bu şirketin çeşitlilikten anladığı nedir? Şirkette ben medyadan da okuyabileceğiniz üzere Cuma namazına gittiğim için işten çıkarıldım. Ancak aynı şirket eşcinseller için onur ayı etkinlikleri yaparak, birçok parti konser sergi ve sosyal medya etkinliği düzenlemektedir. Çeşitlilikten bahsedilecekse bu Müslümanlar, Yahudiler, farklı etnik kökenler, dezavantajlı gruplar, ve bunun gibi birçok kesimi kapsamalıdır. Ancak daha kendi personelinin dini inançlarına bile saygı duyamayan bir şirket, onur ayını maske olarak kullanarak çeşitliliğe saygı gösteriyor imajı yaratmaya çalışmaktadır. Herhangi bir etkinliği bir kenara bırakın Ramazan veya Kurban bayramında kuru bir bayramınız kutlu olsun mesajı bile atamamaktadır. Bu durum Nazi zihniyetinin kendisini LGBT’ye saygı duyma maskesiyle gizlediğinin bir göstergesidir

Özetle Türkiyeden daha yaygın, eşcinsel evliliğin yasallaştığı, etrafta onlarca eşcinsel dolaşan bir ülkede yaşayan birisi olarak bugüne kadar gördüğüm izlenimler bunlardır. Sürçü lisan ettiysek affola.

You may also like...